Ekmek ve Karanfil

Kodak ColorPlus 200 32mm film, Nisan 2025
Günün rengi soluk sarı. Üsküdar-Eminönü vapurundayım. İstanbul’un sesine rağmen içimdeki sesi duyabiliyorum. O da durmadan bir şeyler söylüyor. “Aferin, konuş” diyorum ona. Kavun içi ya da gün gibi sarı olan perdenin hareketini izliyorum rüzgârla. Eminönü yolcusu olduğum hatrıma geliyor, kalkıp yürüyorum. Tophane’den yukarı doğru, o hafif eğimli, taşlı yokuştan Cihangir’e doğru tırmanıyorum. Karşılıklı dizilen kafe ve barların önünde oturmayı meslek edinen insanlar sayesinde podyuma dönüşen yoldan, ruhumda binbir mimikle yürüyorum. Yolun sonunda, İstiklal’in ara sokaklarından birinde bir akşam oturup sevdiğim yeri buluyorum.
Çatlamış gibi görünen yavruağzı rengi duvarın önüne dizili masaların birinde oturuyorum. Ayaklar, nereye yürüdüğü fark etmeksizin, hepsi aynı yöne doğru gidiyor gibi hareket ediyor. Adımların hızı, savsaklayışı hep aynı. Yalnız, birisi farklı göründü gözüme; ince siyah haberi, uzun siyah eteği ile yavaş, aksak, arayan adımlarla yürüyen bir ayak. İnce bir ayakkabının, çıplak ayaklarla yürümekten farkı yok gibi sanıyorum. Çıplak ayaklarla yürümenin, rüyalarımda gördüğüm gibi, yere değmenin verdiği özgürlük hissi ya da hayatta olmakla ilgisi var gibi hissediyorum. Derken başka bir ayakkabı ile karşılaşıyorum; bir evden ayrılırken bıraktığım sarı, yeşil ve mor renkte çizgileri olan bir ayakkabı geçip dikiliyor karşıma.
Hiç eskimeyen eşyalarımı düşünüyorum. İnce külotlu çorabıyla başka bir ayak geçip gidiyor; sıcak bir çölde gibi sıkılıyorum. Ten rengi külotlu çorapları hiç sevmiyorum. İzlemeye devam ediyorum. Ayakların uzandığı bacak iskeleti üzerinde bir paragraf yazı dövmesi yürüyor. “Nedir?” diye merak etmiyorum. Uzak gözlüklerim gözlerimde takılı değil; olsa da okumak istemezdim diye düşünüyorum. Yalnız, bir paragraf yazsam vücudumda nereye yazardım ve ne olurdu diye kısa bir an aklımdan geçirip fazla üzerinde durmadan bu saçma fikrimi havaya üflüyorum.
Bir çift çocuk ayağının üzerinde bir demet karanfil yürüyor; karanfiller birilerine satılmak için yol alıyor. Ardından bir poşette üç baget ekmek…
Sanki sadece poşetteki ekmek ve karanfilin yolu ayrı.
Bütün ayaklar aynı yöne gidiyor.
26 Nisan İstanbul